Şok nedir?

Çeşitli sebeplerle husule gelen ve hayati organların normal kanlanmamasına sebep olan kalp debisi düşüklüğüyle karakterize bir akut (had) dolaşım yetmezliği. Şoku, sebeplerine göre şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

Kardiyojenik şok (myokard enfarktüsüne bağlı şok; akciğer damarlarının ani tıkanıklığı vs.), septik şok (enfeksiyonlara bağlıdır), oligemik şok (kan kaybı, sıvı ve elektrolit kaybına bağlı şok), anaflaktik şok (ani allerjik durumlar), nörojenik-psikojenik şok (ani üzüntü, korku, ani sevinç vb.), endokrin hastalıklara (hormonal bozukluklar) bağlı şok, cerrahi şok, irreversibl şok (iyileşemeyecek ve ölümle sonlanacak olan şok)şok

Şokun genel olarak üç devresi vardır. Örnek olarak kan kaybına bağlı şoku ele alalım: İlk devre, erken devre ismini alır. Hafif kanamalarda teşekkül eden şokun erken devresinde kalp debisi ve tansiyon bir miktar azalır. Bu devrede vücudun bazı savunma mekanizmaları şokun zararlı tesirlerini gidermede tesirli olurlar. Kalbin kasılma gücü ve dakikadaki atım sayısı artar. Çevre damar direnci artar ve böylece kalpten pompalanan kan, daha ziyade hayati organlara yöneltilmiş olur. Ayrıca bazı hormonal mekanizmalar da harekete geçerek vücutta su ve tuz tutulmasını sağlamak suretiyle tansiyonun düzeltilmesinde, şokun bu erken devresinde etkili olurlar.

Şokun ikinci devresi ilerlemiş devredir. Bu devrede vücudun savunma mekanizmaları, organların normal olarak kanlanmasının temininde yetersiz kalırlar. Böylece bu organlarla ilgili çeşitli yetersizlik belirtileri ortaya çıkar. Mesela, böbreğe gelen kan akımının ileri derecede azalması, idrar miktarının da

azalmasına ve böylece böbrek yetmezliğine yol açar.

Şokun son devresi, irreversibl (geriye dönüşü olmayan) şok devresidir ki, bu devrede organlardaki bozukluklar had safhaya ulaşır. Bütün tedaviler yetersiz kalır ve ölüm husule gelir.

Şokun kliniği: Nabız sayısıyla belirginlik (ele gelme) derecesi şokun mevcudiyeti ve ağırlığı hakkında bilgi veren güvenilir kaynaklardır. Nabız ne kadar süratli ve hafifse, şok o kadar ağır kabul edilir. bazen nabızda düzensizlik de görülebilir.

Şokta tansiyon, yani kan basıncı düşer ve bu düşme oranında şokun derinliği de artar. Genellikle tansiyonu 100-130 mm cıva basıncı civarında seyreden bir kimsede tansiyon 80 mm cıva basıncının altına düşerse, dikkatli olmak gerekir. Şok husule gelebilir. 80-90 mm cıva basıncı tansiyonla normal hayatını sürdürenler olduğu gibi, normalde tansiyonu yüksek seyretmekte olan bir kimsede ise sistolik basınç 110 mm’nin altına düşünce şok meydana gelebilir. Solunum sayısı artar ve solunum sathi bir hale gelir.

Şokta genellikle, vücut ısısı düşer. Sadece bakteriel şokta ısı yükselir.

Hastanın genel görünümü şokun anlaşılmasında büyük önem taşır. Hastanın rengi soluktur, tırnaklar morumtraktır. Cilt nemli ve soğuktur. Başlangıçta korku içinde ve telaşlı görünen hasta, zaman geçtikçe durgunlaşır ve nihayet dolaşım yetmezliği neticesi komaya girer. Hasta müthiş bir bitkinlik ve halsizlik içerisindedir.

Şoktaki hastada, şoka sebep olan hastalıkla ilgili klinik bulgular da sözkonusudur. Mesela, yemek borusu varisi kanamasına bağlı olarak şoka giren bir hastada sirozla ilgili belirtiler bulunur.

Şoktaki hastada, laboratuvar bulgularında çeşitli değişiklikler olur. Mesela, kanın PH değeri asit tarafa kayar, hematokrit değeri, bazı şoklarda dokulardan damar içine mayi akımı olduğundan relatif olarak düşer. Bazılarında ise (mesela yanık ve dehidratonyon şoklarında) yükselir. İdrar miktarı azalır, merkezi toplardamar basıncı azalır, dolaşım zamanı uzar.

Tedavi: Şok tedavisinde temel prensip, şoka sebep olan amili bulup, ortadan kaldırmaktır. Mesela, kan kaybının durdurulması, enfeksiyonun tedavi edilmesi, şiddetli ağrının giderilmesi, allerjik hadiselerin ortadan kaldırılması, hormonal bozuklukların düzeltilmesi gibi.

Sebebi ne olursa olsun her şok vak’asında alınması gerekli bazı tedbir vardır: Hastaya idrar sondası takılarak, idrar miktarı kontrol edilir. Damara girilerek, hasta, damardan beslenir, gerekli ilaçlar (ağrı kesici, antibiyotik, tansiyon yükseltici, kortikosteroidler vb.) bu yolla verilir. Gerekiyorsa hastaya oksijen verilir, mide sondası takılır, kan kaybı varsa taze kan nakli yapılır, hastanın vücut ısısı yükseltilir ve hasta sıkı bir takibe alınır.

Özellikle çeşitli kazalarda ve yaralanmalarda şoku önlemek, tedavisinden daha önemlidir. Yaralanan bir şahısla karşılaşıldığında ilk yardım olarak, varsa kanaması en basit metodlarla durdurulur, solunum ve kalp masajı yapılır, şahıs asla ayağa kaldırılmaz, ayakları, vücut seviyesinin üstünde tutulur, üzeri battaniyelerle örtülür, varsa ağrı kesici verilir ve en seri vasıtalarla hastaneye gönderilir.

Sözlükte "şok" ne demek?

1. Kaza, beklenmeyen bir olay ya da kimi ilaç ve uyuşturucuların yarattığı, fiziksel ya da coşkusal nitelikte birdenbire gelişen karmaşık belirtilerin tümü.

Cümle içinde kullanımı

Dehasını, geçirdiği sara nöbetlerinin şokuna borçlu bulunuyordu.
- H. Taner

Şok kelimesinin ingilizcesi

[Sillunu Oru Kaadhal] v. stick, insert, let in, take into, thrust, tuck in, tuck, dig into, drive, put in, put, enter, instill, sting, bite, drag, engraft, immerse, implicate, ingraft, inject, instil, involve, land, pitchfork, poke, ram, sink into, slide in, work up
v. rip, unstitch, ravel, ravel out, rip off, undo, tear down, unfix, detach, demount, dismount, cut loose, disassemble, disjoint, dismantle, knock down, read, slit, take down, unpick, unrig
n. shock, trauma, concussion, impact, blow, jar, jolt, jounce
Köken: İngilizce

--Reklam--